(TBMM) – DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurulu’nda fon krizine ilişkin eleştirilerde bulunarak, “Meclis sürecin müdahilidir, Meclis halk adına bu süreci el koymalıdır, bu süreci araştırmalıdır. Devlet Denetleme Kurulunun şimdiye kadar aklı neredeymiş? Maliye Bakanı ne yapıyormuş? SPK ne yapıyormuş? BDDK ne yapıyormuş? Ben hepsini soruyorum. Hükûmet ne yapıyormuş? Kendi içerisindeki Genel Başkan Yardımcısı, eski bakanı 2,2 milyon doları götürünceye kadar ne yapıyormuş? Yüksek yargı mensuplarından bürokratına kadar, bakanından tut herkes işin içinde, resmen Kırmızı Pazartesi. Bir kişi de ar etsin, bir kişide desin ki ‘Evet ya, sorumluyuz.'” diye tepki gösterdi.
TBMM Genel Kurulu gündemdeki konuları görüşmek üzere TBMM Başkanvekili Celal Adan Başkanlığında toplandı. Siyasi partilerin grup başkanları ve grup başkanvekilleri ise gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, şöyle konuştu:
“Yeni yasama yılının ilk günündeyiz ve ne yazık ki önümüzde, dosyalarımızda, sözlerimizde hiç de iyi şeyler yok. Oysaki iyi temennilerle bu yıla başlamayı umuyorduk. Gerçekten yaz döneminin en azından bu halkın sorunlarına bir nebze de olsa nefes olduğu bir dönemin kapısını aralamak istiyoruz. Çalışıyoruz, çırpınıyoruz, söz kuruyoruz, muhalefet ediyoruz, önerge veriyoruz, kanun teklifi veriyoruz, sesimiz duyulsun istiyoruz, aslında toplumun sesi duyulsun istiyoruz, toplumun derdine derman olalım istiyoruz, bu Meclis halkın sorunlarıyla dertlensin istiyoruz, iktidar halkın sesini duysun istiyoruz, bunun için çabalıyoruz ama ne yazık ki az gidiyoruz uz gidiyoruz, bir arpa boyu yol gidemiyoruz ve yeniden aynı yerden, hatta daha kötü bir noktadan yeni yasama döneminin de açılışını yapıyoruz.
Şimdi, bu ülkede yoksulluk var, bu ülkede yolsuzluk var, bu ülkede büyük bir çürüme var ve bütün bunların içerisinde -bugün Meclis’in ilk günü, açılıyor- hangi birinden başlayalım? Arkadaşlarımız da söyledi, mevkidaşlarımız yani bir okul saldırısında bir öğrencimizi bugün yitirmiş olmanın acısını nereye koyalım? Bu saldırının ilk olmadığını bilmiyor mu Hükûmetin kendisi? Daha yeni işte oldu. Geçmiş dönemde, biliyorsunuz, Maraş’ta, Urfa’da saldırılar olmuştu; arkasından Manisa Turgutlu’da bir saldırı oldu. Şimdi, İstanbul Başakşehir’de oldu, 8 öğrenciden 1’ini kaybettik ne yazık ki. Ben ailesine, bütün arkadaşlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum, kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.
Bütün bunların içerisinde biz hâlâ bu meseleleri münferitmiş gibi konuşuyoruz, genelgeçer sözler kuruyoruz. İktidar sürekli üzgün olduğunu söylüyor, taziye mesajı paylaşıyor. Ben sormak istiyorum: Gerçekten bu Meclis’in görevi, bizlerin görevi, iktidarın görevi taziye mesajı paylaşmak mıdır? Mesele sadece okulların kapısına polis dikmek midir? Güvenlik öyle olur mu? Bu çocuklar niçin şiddete meyilli? Bir çocuk, bir kız çocuğu niye 8 arkadaşını bıçakla yaralıyor? Bir başka çocuk eline geçirdiği tabancayla gidip Turgutlu’da bir okulda niye arkadaşlarını tarıyor? Niye gidip öğretmenini öldürüyor? Bu sorulara bir yanıt bulmayacak mı bu Meclis?
“YARIN İNSANLAR KORKMADAN NASIL OKULA GÖNDERECEK ÖĞRENCİSİNİ?”
Bu ülkede dünya kadar insan, anne, baba var, veli var. Ben de bir öğrenci velisiyim. Her sabah çocuğum okula gidiyor. Yüreğimiz ağzımızda niye çocuklarımızı okula gönderiyoruz? Böyle bir ülke, böyle bir toplum, böyle bir eğitim sistemi olabilir mi? Kim buna çözüm bulacak? Meclis’te bir tane ortak önergeyle komisyon kurduk, komisyon öneriler sundu. Ne yaptı iktidar, hangi önlemi aldı? Bu çocukların gerçekten sorunlarını tespit edecek nasıl bir önlem aldı? Sosyal hizmet uzmanı için daha fazla kadro mu açtı, onları okullarda istihdam mı etti? Psikolojik rehberlik bölümlerini mi artırdı; çocukların şiddet eğilimlerini, yalnızlıklarını gördü de oradan mı sorunu çözmeye çalıştı? Ne yaptı ya? Ne yaptı? Bize biri çıksın somut olarak ‘Ya, evet, bunlar bunlar oldu ama biz de yalnızlaşan çocuğu baştan yakaladık; biz şu kadroyu ayırdık, biz şunu yaptık, şu sosyal destek programını yaptık; yoksulluğa dair, yoksul öğrencilere dair böyle bir program oluşturduk’ diye biri bize bir cümle kursun lütfen. Yani artık kafayı kuma gömüp hiçbir şey olmamış gibi davranıp, benim gibi taziye dilemesin iktidarın kendisi, iktidar milletvekilleri ve temsilcileri. Kabul etmiyoruz; acıyı paylaşmasına saygı duyuyoruz ama sorumluluk aynı zamanda bu işin üzerine gitmektir, önlem almaktır.
Milyonlarca veli adına soruyorum: Yarın insanlar korkmadan nasıl okula gönderecek öğrencisini, çocuğunu? Öpmeye kıyamadığı çocuğunun okul bahçesinde bıçaklandığı haberini alan siz olsanız ne hissedersiniz? Yok, hiçbirine cevap yok. Niye? Çünkü her şey halının altına süpürülüyor. Maşallah, yirmi dört yıldır iktidardalar, bir tane derdimize derman olmadılar. Her şey güllük gülistanlık, sorsanız ülke uçuyor. Maşallah, sıralamada birinciyiz; neyde? Şiddette, yolsuzlukta, çürümede, servet transferinde, ekonomik krizde, geçim derdinde -bütün bunlarda birinciyiz- erişim engellerinde, sosyal medya kısıtlamalarında, düşüncenin, ifadenin, engellenmesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasında, AİHM kararlarının uygulanmamasında, yargının siyaseti dizayn etmesinde, seçilmişlerin iradesine el konulmasında, belediyelere kayyum atanmasında, belediye eş başkanlarının, belediye başkanlarının sabahın köründe gözaltına alınıp tutuklanmasında.
“AİLE YILI İSE MERSİN’DEKİ KADININ SABAH MAHREM GÖRÜNTÜSÜNÜ KİM YAYINLIYOR”
Bugün Mersin’de Sayın Vahap Seçer’in tutuklandığı gibi ya da diğer belediye başkanlarının tutuklandığı gibi. Ya, bu yolsuzluksa araştırın kardeşim, hukuksuzluksa araştırın ama bir yolsuzluğun üzerine hukuksuzlukta gidilir mi, hukuksuz yöntemle gidilir mi? ‘Aile Yılı’ dediler, dünya kadar insanı gözaltına aldılar; yetmedi, hedef gösterdiler. Bir akademisyen arkadaşı gözaltına alıyorlar; 16-17 yaşında kızı var, pencereden bakıyor, onu bir başka görüntüyle montajlayıp servis ediyorlar. Bu nasıl bir Aile Yılı ya? Aile Yılı’ysa Mersin’deki kadının sabah mahrem görüntüsünü kim yayınlıyor, nasıl yayılıyor, niye yayınlıyor? Sizin ‘aile’ dediğiniz sadece kendi aileleriniz mi? Muhalif olanın ailesi, öteki olanın ailesi, yoksulun ailesi, emekçinin ailesi; maşallah, oralarla da hiç ilişkili değiller. Tek bir sorumluluk sahibi daha şu ana kadar bir açıklama yapmadı Sayın Başkan.
Böyle bir şey olabilir mi? Biz bu ülkede bakanların bu Meclis’e getirip kendi ürünlerini sattığını gördük. Şimdi, bir Bakanın, AKP Genel Başkan Yardımcısının halkın, yoksulun, üç kuruş parasını biriktirip yatırım yapanın… Belki hacca gidecekti, belki öğrencisini okutacaktı, belki çocuğunu evlendirecekti, belki bir yatırım yapacaktı; hop, hepsini aldılar, götürdüler. Kimin parasını? Yoksulun, orta gelirlinin, üç kuruş tasarruf yapanın parasını kim aldı? Devlete sırtını yaslayanlar, iktidara oturanlar, koltuğa yapışanlar, menfaati için o koltukları kullananlar bugün 500 bin insanın emeğine el koydu. Peki, ne oldu? Tek bir kişi istifa etti; o da yolsuzluğu yapan, vurgunu yapanlardan biri. Tek bir kişinin istifası yok, tek bir sorumlu yok. BDDK Başkanı görevde, SPK Başkanı görevde, Maliye Bakanı görevde, denetleyen görevde.
Böyle bir sistem olabilir mi? Bakın, Bakan açıklama yapmış, 4 Kasım 2025 yılında, diyor ki ‘Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz.’ Aynı günlerde SPK Başkanı ne diyor? ‘Bunların hepsini tespit ediyoruz.’ Biri biliyor, biri tespit ediyor, olan 500 bin insana oluyor, onların parası götürülüyor. O zaman soruyorum; sorumlu kim? Herkes üzgün, herkes çok mağdur. Peki, 500 bin insanın mağduriyetini kim giderecek? Onu da yine Hazineye mi yükleyeceksiniz? Bu çalanlar getirecek mi halkın parasını? 500 bin insanın parasını kimden tahsil edeceksiniz? Kârlar yandaşa, zararlar kamuya, zararlar topluma, zararlar hepimize. Biz bu sistemi kabul etmiyoruz arkadaş, yok ve ne olursa olsun bunun üzeri aydınlanacak. Çalan, göz yuman şimdi denetlemeye çalışıyor, ortaya çıkarmaya çalışıyor.
“MUTLAKA MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU AÇILMALIDIR”
Meclis sürecin müdahilidir, Meclis halk adına bu süreci el koymalıdır, bu süreci araştırmalıdır. Devlet Denetleme Kurulunun şimdiye kadar aklı neredeymiş? Maliye Bakanı ne yapıyormuş? SPK ne yapıyormuş? BDDK ne yapıyormuş? Ben hepsini soruyorum. Hükûmet ne yapıyormuş? Kendi içerisindeki Genel Başkan Yardımcısı, eski bakanı 2,2 milyon doları götürünceye kadar ne yapıyormuş? Yüksek yargı mensuplarından bürokratına kadar, bakanından tut herkes işin içinde, resmen Kırmızı Pazartesi. Bir kişi de ar etsin, bir kişide desin ki ‘Evet ya, sorumluyuz.’ Bir milletvekili arkadaş çıktı, konuştu, yetmiş iki saat sürmedi, pat, o da sustu. Böyle arınamayız, arınmaysa herkes arınacak. Herkes için arınma, temiz siyaset, şeffaf siyaset çağrısı yapıyoruz ve mutlaka Meclis araştırması komisyonu açılmalı, takipçisiyiz.”




