1. Haberler
  2. Gündem
  3. TBMM Genel Kurulu… Murat Emir: TMSF’nin hesabı tövbe hesabına dönüştü

TBMM Genel Kurulu… Murat Emir: TMSF’nin hesabı tövbe hesabına dönüştü

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon vurgununa ilişkin oluşturulan TMSF hesabını eleştirerek, “Bir hesap açmışlar, âdeta tövbe hesabı; diyorlar ki: 'Sen getir, fahiş para kazandıysan bu fahiş parayı getir, şu hesaba yatır.' Ve bu da TMSF'nin bir hesabı, tövbe hesabı bu. Bu, Fatma Betül Sayan Kaya ve ona benzer saraydaki çocuklar için çıkarılmış, hukukun arkasından dolanan bir hesap" ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulu… Murat Emir: TMSF’nin hesabı tövbe hesabına dönüştü
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, fon vurgununa ilişkin oluşturulan TMSF hesabını eleştirerek, “Bir hesap açmışlar, âdeta tövbe hesabı; diyorlar ki: ‘Sen getir, fahiş para kazandıysan bu fahiş parayı getir, şu hesaba yatır.’ Ve bu da TMSF’nin bir hesabı, tövbe hesabı bu. Bu, Fatma Betül Sayan Kaya ve ona benzer saraydaki çocuklar için çıkarılmış, hukukun arkasından dolanan bir hesap” ifadesini kullandı.

YENİ Parti Grup Başkanvekili Ankara Milletvekili Murat Emir, yeni yasama yılının TBMM Genel Kurulu’ndaki ilk toplantısında fon vurgunun altındaki imzaları, Başakşehir’de bir yenisi yaşanan okul saldırısındaki göz göre göre gelen ihmalleri ve iktidarın seçimle kazanamadığı belediyeleri kolluk ve hukuk sopası ile gasp girişimini gündeme taşıdı. Emir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi.

“Yine, sizin açınızdan olağan, bizim asla alışmayacağımız bir günü yaşıyoruz. 5 belediye başkanımız bugün tutuklandı. Mersin’de gizli birkaç iftiracı üzerinden, gizli tanıklarla, tehditlerle, şantajlarla belediye başkanlarımız, kadrolarımız tutuklandı ve oradaki asıl hedefin Belediyeler Birliği Başkanlığına çökmek, Belediyeler Birliği kaynaklarını tekrar eskiden olduğu gibi AKP’li belediyelere boca etmek ve Mersin Büyükşehir Belediyesinde gönüllerince bir düzen kurmak olduğunu çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde, Ataşehir Başkan Vekilimiz tutuklandı. Ataşehir’de yapılanlar daha önce Üsküdar’da, daha önce Adalar’da yapılanların bir devamı niteliğinde. Belediye meclis üyeleri tehditle, şantajla, rüşvetle, bin bir türlü sözle ya AKP’ye geçiriliyor ya istifa ettiriliyor, kazanılamayan seçimler yargı marifetiyle tekrar ettiriliyor. Seçimler tekrar edilirken oy verecek belediye meclis üyeleri Vatan Emniyette tutuluyor ve bunlar üzerinden belediyelere çökülüyor.

Adım adım İstanbul Büyükşehir Belediyesini ele geçirme, ona bir an evvel çökme gayreti olduğunu görüyoruz. İşte, bunların millî iradeden anladıkları, işte bunların seçmen tercihinden anladıkları bu kadardır. Eğer millet onları seçerse millettir, seçmedilerse de sandıktan alamadıklarını böylesine adliyelerle, savcılarla, hukuk yollarıyla, kolluk güçleriyle, iftiracıların iftiralarıyla almaya çalışanlar bunlardır. Asrın vurgununun üzerinden yirmi gün geçmiş, bizim bulup söyleyebildiklerimiz dışında herhangi birini daha söylememişler, o fonlardan 800 milyar lirayı çalıp götürenler hakkında sıralı listeden daha 1 kişiyi bile açıklamamışlar, “Nereye kadar gidecekse üstüne gideceğiz.” demişler ama hiç kimsenin üstüne gitmemişler.

“SAYAN AİLESİNİ NEDEN SORUŞTURMUYORSUNUZ”

Şimdi, yeri gelmişken buradan soralım: Bakınız, Özata Denizcilikle ilgili bir suç duyurusunda bulundu SPK ve bu SPK’nin suç duyurusunda Fatma Betül Sayan Kaya’nın ve eşi İlyas Kaya’nın adı yok. Biz, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin adını açıkladıktan sonra ‘Aa, gerçekten haklıymış, 2,1 milyar lira götürmüşler.’ dediler ama buradan soruyoruz: Fatma Betül Sayan Kaya’yı kim korudu? Bu suç duyurusunda Özata’da böylesine vurgun yapanların listesinde bu kişi niye yok? Bakın, SPK Kanunu’na bakıyorsunuz, 115’inci maddeye göre kurulun suç duyurusunda bulunma görevi var ve bununla birlikte savcılık soruşturmasının başlaması gerekiyor ve bu suç duyurusunda da bahsedildiği gibi yine SPK Kanunu’nun 107’nci maddesi uyarınca bu suçu işleyenler bakımından soruşturma şartı var ama aynı zamanda buradan elde edilen haksız kazancın 2 katının Hazineye yatırılma zorunluluğu da var; kanun açık, SPK’nin beyanı da açık. Peki, bugüne kadar Fatma Betül Sayan Kaya ve eşini niye soruşturmadınız? Neyi bekliyorsunuz? Niye soruşturmadınız? Bu soruların cevabı var mı? Tabii ki yok. Ve bir hesap açmışlar, âdeta tövbe hesabı; diyorlar ki: ‘Sen getir, fahiş para kazandıysan bu fahiş parayı getir, şu hesaba yatır.’ Ve bu da TMSF’nin bir hesabı, tövbe hesabı bu. Bu, Fatma Betül Sayan Kaya ve ona benzer saraydaki çocuklar için çıkarılmış, hukukun arkasından dolanan bir hesap. ‘Sen getir, bırak; biz görmeyeceğiz.’ Oysa hukuk devletinde bir defa bu mutlaka soruşturulmalı, üç yıldan başlayan bir cezai sorumluluğu var. Eğer gerçekten orada bir pişmanlık söz konusu ise de en az 2 katını yatırmak zorunda, hem de hazineye yatırmak zorunda ama her defasında hukuka uymayan, kendi etrafını, yandaşlarını koruyan bir anlayış var. Şimdi, bugün basına düştü, Tera fon borsaya açılamayacakmış, SPK buna direniyormuş ama birileri devreye girmiş, o devreye girdikten sonra ona karşı çıkan 2 SPK üyesi görevden alınmış ve sonrasında da bu büyük asrın yolsuzluğunun, vurgununun önü açılmış. Cumhurbaşkanı bunların çok dışında, AKP siyasi kadroları bunun çok dışında, bunlar tertemiz; nefsine yenik düşmüş birkaç yavruları var, onlar da paranın bir kısmını getirirlerse her şey hallolacak. Bakın, 2022’deki karar elimizde, Ali Akay’la ilgili karar; bunu görevden alan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yani Tera fonun piyasaya açılmasının önünü açan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yine Mutalip Ünal’ın da atanmasının altında imzası olan Recep Tayyip Erdoğan, aynen görüp de müdahale etmeyen Maliye Bakanının atamasında olduğu gibi, aynen SPK Başkanının, aynen BDDK Başkanının, aynen diğer ayrıcalıklı çocukların, sarayda zaman zaman görev yapan bakanların, bakan yardımcılarının atamalarının altında Cumhurbaşkanının imzasının olduğu gibi

İDEOLOJİK SAPLANTILARIN ESİRİSİNİZ

Dolayısıyla burada çok büyük bir siyasi sorumluluk vardır ve bu siyasi sorumluluk da tamamıyla yürütmenin başı olan tek adam Recep Tayyip Erdoğan’a aittir. Bundan sonra Meclis bu meselenin sahibi olmalıdır ve sonuna kadar gitmelidir. Sizin bu konuda atacak hiçbir adımınız olmadığını, attığınız her adımın da kendi yandaşlarınızı, saray beslemelerini bulacağını siz de çok iyi biliyorsunuz. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bir okul saldırısı, bir yavrumuzu kaybettik, Allah’tan rahmet diliyorum, yüreğimiz yanıyor. Sadece geçen yıla bakarsanız Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta, geçen ay Manisa Turgutlu’da yaşadık, bugün İstanbul’da yaşıyoruz. Daha on gün önce Okul Güvenliği Protokolü imzaladılar. Burada Sayın Bakanın ciddiyetsizliğini ortaya koymak bakımından bir cümlesi yeterli: Turgutlu’daki olayı “Okul dışında oldu.” diye savunmaya kalkmıştı. Buradan sesleniyoruz: Burada bir ihmal, burada arızi bir durum yok; burada sistematik bir görevini yapmama, bir vurdumduymazlık, bir savsaklık var. Daha fazla çocuğumuzu kaybetmek istemiyoruz. Millî Eğitim Bakanının istifası şarttır ve bu konuda artık ciddi önlemler alınmasının zamanı gelmiş de geçmektedir. Bakın, Valiliğin bir yazısı var, şaşarsınız. Valiliğin açıklamasında ne okulun adı var ne semtin adı var, hiçbir şey yok; “Çocuklar arasında bir kavga çıkmış.” diyor, Valilik bunu açıklıyor. Daha önce, mesela 2 Martta olan bir olayda okulun adını vermiş, ilgili çocukların isimlerinin baş harflerini vermiş, bütün ayrıntıları vermiş. Niye biliyor musunuz? O kadar saplantılılar ki, o kadar ideolojik saplantılarının esiri olmuşlar ki söz konusu olan imam-hatip okulu olduğunda, imam-hatip okulunda şu şahıslar, şu çocuklar, şöyle bir olay yaşandı diyecek kadar dahi cesaretleri yok. Böylesine bütün kötülükleri, bütün karanlıkları halının altına süpürmeye alışmış ve gerçeklerle yüzleşemeyecek, ideolojik saplantılarının esiri olmuş bir valilik var. Sayın Özlem Zengin, sizden cevap bekliyoruz, sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır. Eğer ortak değilseniz, eğer bunu gerçekten zımnen de olsa desteklemiyorsanız, Mersin’de polis kamerasıyla çekilen o genç kadının sabah kendi açısından mahrem olabilecek görüntülerinin kimin yayınladığını, kimin eliyle yayınlandığını ve o kişiler hakkında ne yapıldığını anlatmanızı ve Meclis’i bilgilendirmenizi bekliyoruz. Aksi hâlde, herkes, hepiniz bu yanlışın, bu onur kırıcı davranışın parçası olursunuz, ortağı olursunuz, bu zannın altında kalırsınız.”

 

TBMM Genel Kurulu… Murat Emir: TMSF’nin hesabı tövbe hesabına dönüştü
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.